Sonsuzluk içinde insan yalnızca bir kere denenir ve bu deneme süresi onar
senelik ortalama 6-7 dilimden oluşur. Ve kişinin sonsuz yaşamını bu deneme
süresi içindeki tavrı belirler. Bu kısacık, ama son derece ehemmiyetli süreyi
de insan kendisini kandırarak geçirirse imtihanı kaybeder. İşte gerçek olan
budur; insan kendini kandırarak ne gerçeği değiştirebilir, ne de sorumluluktan
kurtulabilir.
Tam tersine insanın
dünyada gerçeklerden kaçması yalnızca kendi aleyhinedir. Bu kişi vicdanını örterek
kendini aldattığı, türlü bahane ve gerekçelerle rahatlatmaya çalıştığı her an
aslında korkunç bir kayıp içindedir. Ahirette ise bu akılsızlığı nedeniyle
-Allah'ın dilemesi dışında- telafisi asla mümkün olmayacak bir pişmanlık içinde
olacaktır.
Durum böyleyken insanın
değil kendisini kandırması, son derece açık bir şuurla ve dikkatle kulluk
görevini yerine getirmesi gerekir. Bu da, kişinin her an vicdanının sesini
dinlemesi ve Allah'ın kitabına uyması ile mümkündür. Samimi olarak iman eden
bir insan için başka bir yol yoktur. İnsanın dünyada yaşadığı süre boyunca her
geçen saniye ölüme ve hesap gününe biraz daha yaklaştığını, yaptığı her
davranışın, aklından geçen her düşüncenin
Allah'ın bilgisi dahilinde olduğunu ve bunlardan sorumlu tutulacağını
düşünmesi, kendisi için en güzel ve kazançlı olan yoldur. Dikkat edin, Allah'a
karşı samimi olmaya yönelten bu yol, insan için en kolay olanıdır. Bir anlık
düşünmenin ve karar almanın ardından insan tüm yaşamı boyunca bu kararın
getirdiği şuur açıklığı ile yaşayabilir. Bu şuur açıklığını kazandığında ise
hiçbir konuda kendini kandırarak, kendi kendini ebedi bir zarara uğratmaz.
Unutmayın; kendini
kandırmak insan için, bir nevi ateşle oynamaktır. Kişi, bu şekilde oyalanırken
ve tam da dünyaya dalmışken bir anda canını teslim almaya gelen melekleri
yanında bulabilir. Melekler canını, bir ayetin ifadesiyle "ta derinden
acı ile sökerlerken" acaba aynı oyunu ve kandırmacayı sürdürebilecek
midir?
"Ne iyi ettim,
dünyadaki hayatım boyunca yedim, içtim, gezdim, eğlendim, sorumluluklarımı,
kulluk vazifemi göz ardı ettim, hiç düşünmedim" diyebilecek midir?
Kuşkusuz ki hayır. Bu, en gafil insanın bile aklından geçiremeyeceği bir
düşüncedir. Tam tersine o anda tarifsiz bir korku, dehşet ve panik
yaşayacaktır. Ama bu daha başlangıçtır, cehennemin kapılarından içeri
girdiğinde bu korku ve pişmanlık dayanılmaz boyutlara varacak, ruhu sonsuz bir
yıkıma uğrayacaktır. Bu, bütün insanların aklından bir an bile çıkarmaması
gereken bir gerçektir. Allah bu gerçeği ayetlerinde hatırlatırken, kendilerini
kandıran insanların pişmanlıklarını ve çaresizliklerini de şöyle
bildirmektedir:
Azab size gelip çatmadan
evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.
Rabbinizden, size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda değilken, azab
apansız size gelip çatmadan evvel. Kişinin (yana yakıla) şöyle diyeceği (gün):
"Allah yanında (kullukta) yaptığım kusurlardan dolayı yazıklar olsun
(bana) doğrusu ben, (Allah'ın diniyle) alay edenlerdendim." Veya: "Gerçekten
Allah bana hidayet verseydi, elbette muttakilerden olurdum" diyeceği, ya
da azabı gördüğü zaman: "Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı)
olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım" (diyeceği günden sakının). (Zümer
Suresi, 54-58)
“Bir insan samimi olursa, en güzel, en doğru tavrı Allah o kişinin vicdanına ilham eder”
...Mü’minun Suresi; “İşte onlar,
hayırlarda yarışmaktadırlar ve onlar bundan dolayı öne geçmektedirler.” Demek ki biz hayırlarda yarışacağız. En iyisini
yapmaya çalışacağız. En vicdanlı, en güzel tavrı yapmaya çalışacağız. En
sevecen, en güzel tavır Allah tarafından bize ilham edilir. Vicdanımızı eğer
baskı altına almazsak en güzeli zaten rahatça buluruz. “Hiç kimseye güç
yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz.” Ne kadar büyük bir mucize bu. Hiçbir insan tahammül edemeyeceği bir şeyle
karşılaşmıyor dünyada, dünya tarihinden bu yana olmamış. Tahammül edemeyeceği,
güç yetiremeyeceği bir şeyle karşılaşmıyor. “Elimizde hakkı söylemekte olan
bir kitap vardır ve onlar hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.” Bu kitap, kader kitabı. Bizim ne yapacağımızın,
ne edeceğimizin hepsinin yazılı olduğu kitap. “Onlar hiçbir
haksızlığa uğratılmazlar.”
İnsanların çoğu Allah’ın insanları haksızlığa uğrattığını düşünür. Birçok insan
ondan sapıtır. Allah hiçbir şekilde insanları haksızlığa uğratmaz. Sadece insan
derin düşünemediği için; sathi, yüzeysel düşündüğü için bu hakikatleri
göremiyor...
En doğru tavır sadece namaz kılıp oruç tutmakla değil, Kuran'ın inananlara bildirdiği tüm tavırlara uymakla elde edilir ve kullar bu derece huzura yaklaşır.
